Garsonluktan 17 Farklı Ülkede 150+ Projeye: Vazgeçmeme Manifestosu
- 16 Mar
- 7 dakikada okunur

Lisede ne olacağıma karar vermiştim: Yönetim danışmanı olacaktım.
Sürekli farklı bir sektör, sürekli farklı bir problem. Bir gün otomotiv, bir gün perakende. Her seferinde sıfırdan öğrenmek, anlamak, çözmek. Bu benim için hayalin ta kendisiydi.
İlk Zorluk
Üniversite sınavına hazırlanıyordum. Türkiye'de büyümüş herkes bilir, o dönem zaten başlı başına bir savaş. Ama benim savaşım sınav kitaplarının ötesindeydi.
O süreçte benim için baba figürü olan dayımı kaybettim. Onu kaybetmenin yasını tutmaya bile fırsat bulamadan, felç kalma riskimin %95 olduğu çok büyük bir ameliyat geçirdim.
Bir yanda kayıp, bir yanda ameliyat, bir yanda sınav.
Koç Üniversitesi Sosyoloji bölümünü %50 burs ile kazanabildim.
Ama ben kararımı çoktan vermiştim. Bu bölümden danışmanlığa giden bir yol yoksa, o yolu kendim çizecektim.
İlk planım belliydi: Ekonomi'ye geçiş yapmak.
Çalışma Hayatına İlk Giriş
Annem iş hayatında maddi zorluklar yaşıyordu. Ona destek olmak için ben de bir şeyler yapmak istiyordum.
Üniversite'ye ilk başladığımda haftasonları Altunizade'de Karafırın'da garsonluk yapmaya başladım.
2013 yazında Etiler'de Le Méridien'de garsonluk yapmaya başladım.

Oradan kazandığım parayla AIESEC ile Hindistan'a gittim, İngilizce öğrettim.

Koç Üniversitesi'nde mentorluk yaparak harçlığımı çıkardım. Parti biletleri satarak üzerinden komisyon aldım.

Hayır'ı Cevap Olarak Kabul Etmediğinizde Başlar Kariyeriniz
Boyner'de Strateji departmanına bir arkadaşımın önerisi ile başvurmuştum. Ancak, Ekonomi dersleri aldığım halde Sosyoloji bölümündeydim halen. Bu nedenle beni kabul etmediler. Boyner'in ilanlarını takip ettim, orada çalışmayı kafama koymuştum bir kere. İK ile iletişimi koparmadım ve yeni bir ilan açıldı İK-Performans ekibi için hemen mail attım, görüşmeye çağrıldım. Tekrardan değerlendirildim ancak mühendis birinin daha uygun olduğuna karar verildi. Yine iletişimi koparmadım ve bir email attım feedback istedim. Çok sevgili Tuğçe ADALI beni başka bir ekibe yönlendirdi ve Esra Eseroğlu Günay 'ın lideri olduğu Eğitim ekibinde 9 ay staj yaptım.
Boyner'de çok sevgili Canan Bayrakdar 'ın yönlendirmesi ile Arzu Gunesli'nın kurucularından biri olduğu Renkli Kampüs programına katıldım. Haftanın 3 günü Boyner Buyuk Magazacilik A.S. , 2 günü okul, 1 günü Renkli Kampüs ile gönüllülük ile geçen yorucu bir dönem..
Sonra çok istediğim danışmanlık firmalarından birinde EY'de staj - Burası bambaşka bir hikâye. Çünkü normalde oraya giremezdim. CV'mde "Sosyoloji" yazıyordu ve danışmanlık firmaları sosyoloji mezunlarına mülakat daveti göndermiyordu.
Ama çok sevgili Pinar Gokpinar vardı, Renkli Kampüs 'ün kurucularından. Onun desteğiyle mülakata çağrıldım. Kapıyı o araladı, ben içeri girdim. Sınavları geçtim, 3 aylık staja başladım.
Pınar Hanım'ın benim için yaptığı şeyi hiç unutmadım. Bazen bir insanın hayatını değiştirmek için dev bir hamle yapmanız gerekmez. Bazen sadece bir kapıyı aralamak yeter. Gerisini o kişi halleder.
Staj süresince ilkan ilhan ile Excel'in shortcutlarını öğrendim ve Excel'in sınırlarını zorladım. Onun desteğini tüm kariyerim boyunca hissettim.
Ünlü & Co: Kariyerimin Dönüm Noktası
2017 yılında Ünlü & Co'da İnsan Kaynakları stajına başladım. Kâğıt üzerinde "bir staj daha" gibi görünüyordu. Ama bu staj, tüm kariyerimin rotasını değiştirdi.
O dönemde Ekonomi'ye geçiş hâlâ devam ediyordu. Geçişler her sene zorlaşıyordu. CV'mde "Sosyoloji" yazarken hiçbir danışmanlık firması beni ciddiye almıyordu. Her başvuru bir red.
İşte tam o dönemde, iki kadın benim hayatımı değiştirdi.
Yöneticim Banu Öksün. Bir gün bana döndü ve dedi ki:
"Evet sen hep İK'da çalıştın, ama burada ne yaptığın daha önemli. Sen hep sayılarla uğraştın, dashboard yaptın. Bunları anlatman lazım."
Bu cümle basit görünebilir. Ama o an benim için bir aydınlanmaydı. Bu cümleler bana gösterdi ki ben aslında veriyle çalışan, süreçleri ölçen, sayılarla hikâye anlatan biriyim. Etiket farklıydı, ama yaptığım iş bambaşkaydı.
Benden dashboard istediğinde Excel'in ötesine geçmek istedim ve Power BI'ı ilk o sayede öğrendim. Dashboard nedir, veri nasıl görselleştirilir, sayılar nasıl bir hikâye anlatır, hepsi o dönemden. Bugün Parlon'un temelinde yatan teknoloji tutkusu, o dönemde atılan bir tohumdan filiz verdi desem yeridir.
Ve Sibel Gülseven .
Bir akşam iş dönüşü, İstanbul trafiğinde bir minibüsteydik. Sibel bana döndü ve dedi ki:
"Sen yaparsın. Ben sana inanıyorum."
O minibüsteki o cümle. O kadar basit, o kadar kısa. Ama o kadar ağır bir dönemde, o kadar hafif ama o kadar güçlü geldi ki. Kendime olan güvenim o cümleyle yeniden dirildi.
Bazen bir insana inanmanız, onun kendine inanmasını sağlar. Sibel o gün bunu yaptı. Ve ben o gün kararımı verdim: Ne pahasına olursa olsun, bu kariyer yolunu kendim çizeceğim.
Kapı Sonunda Aralanıyor
Okul biterken artık CV'mde Ekonomi vardı. Yıllar süren mücadelenin meyvesi. Ama dünya o yıllar içinde değişmişti.
Ben lisedeyken danışmanlık sektörünü kimse bilmiyordu. "Ne olacaksın?" diye sorduklarında "Yönetim danışmanı" dediğimde insanlar boş gözlerle bakıyordu. Ama ben üniversitedeyken bir anda herkes danışmanlık istiyordu. Sektör popüler olmuştu. Ve firmalar artık mühendislik mezunlarını tercih ediyordu.
Ben yıllarca sosyoloji damgasını silmeye çalışmıştım. Şimdi de ekonomi "yeterli değil" deniyordu.
Yine de tüm danışmanlık firmalarına başvurdum. Hepsine. Tek tek.
PwC, Audit pozisyonu için beni çağırdı. Mülakatta çok net şunu söyledim: "Ben audit değil, danışmanlık istiyorum." Case çözme başarım ve yazılı sınav sonuçlarım yeteri kadar etkileyici olmuş olacak ki, beni danışmanlık mülakatına yönlendirdiler.
O mülakatları da geçtim.
Yıl 2017. Yeni mezun Nur, PwC'de finansal danışmanlık alanında kariyerine başlıyor.
Lisede verdiğim o karar, 6-7 yıl sonra, sayısız engeli aşarak, sonunda gerçek olmuştu.
VLOOKUP Döngüsünden Power BI Dashboard'larına
PwC'de finansal danışmanlık. Due diligence. Mizan kontrolleri. Saatler süren manuel Excel işleri. Kopyala-yapıştır. VLOOKUP. Yine kopyala-yapıştır.
Ve bunları gereksiz bulan bir ben.
Power BI ile bu süreçleri kısaltmaya çalıştım. İlk tepki önyargıydı. "Bu ne ya? Niye uğraşıyorsun? Excel işte, yap geç." Ama ben devam ettim. Önce küçük bir rapor. Sonra biraz daha büyüğü. Derken birisi fark etti: Bu hem daha hızlı, hem doğru.
Önyargı yerini merak, merak yerini kabule bıraktı. Power BI hikâyem böyle başladı.
Ama sabırsız Nur 1 senenin sonunda yeni bir karar verdi: Yurt dışında Master yapacağım.
400 Euro, Bir Bavul ve Barselona
CEMS programından %90 gibi bir burs aldım. Ama o dönemde yurtlar oldukça pahalı ve ben Üsküdar'da oturuyordum. Üsküdar'dan Sarıyer'e her gün 4 saat yol benlik değildi. Bir valiz aldım ve kütüphanede yaşama planı yaptım.
O dönem hem CEMS Program Başkanı oldum hem de bir öğretim üyesinin asistan oldum. Tüm bunlar ve çok sevgili Didem Özgür Özden'in yardımlarıyla kütüphanede yaşama fikrine gerek kalmadan Koç Üniversitesi'nin yurtlarından birinde kalabildim.
İkinci dönem, cebimde 400 Euro ile Barselona'ya doğru yola çıktım.
Ama daha gitmeden kendime orada iş ayarlamıştım. Kabul mektubu elimdeydi. Her şey hazırdı.
Her şey. Banka hesabı hariç.
Barselona'ya vardığımda iş için kabul mektubum vardı ama hiçbir banka bana hesap açmadı. İlk bankaya gittim, "hayır." İkinci bankaya gittim, "hayır." Üçüncü, dördüncü, beşinci. Hep aynı cevap.
Maaş alacağım ama maaşımın yatırılacağı hesabım yok.
Pes etmedim.
Tam o sırada aklıma geldi: Tam o dönemde Norveç'te bir üniversitenin Avrupa Birliği projesinden burs almıştım ve onlarında bana bir ödeme yapması gerekiyordu ve bunun için de bankaya ihtiyacım vardı. Bunu öne sürdüm. Norveç'teki okuldaki yetkililerle iletişime geçtim, durumu anlattım. Onlar bankaya mail attı. Resmi bir Avrupa Birliği projesi referansı ile sonunda bir banka hesabı açıldı.
Barselona'da geçen 1 yıl hayatımın en verimli dönemlerinden biri oldu. Power BI ile başlayan yolculuğum, sevgili yöneticim Daniel Remenyfy 'nin desteğiyle Azure'a, Power Apps'e ve SQL'e doğru genişledi. Daniel bana güvendi, beni büyük projelere soktu, hata yapmama izin verdi. O hatalardan öğrendim.
Projeler çok güzeldi. Ama aile özlemi ağır bastı. Annemi, anneannemi, ablamı, yeğenimi yani ailemi özledim. Türkiye'ye dönme kararı aldım.
Pandemi Dönemi ve Paris'ten Gelen Telefon
KPMG'de danışmanlık kariyerime başladım. Tam o dönemde Pandemi patladı. Eve kapandık.
Ve yaklaşık bir yıl sonra, hiç beklemediğim bir anda, Paris'ten bir telefon geldi.
Nexans. Transformasyon Lideri pozisyonu.
Önce bana 2 ülkeden sorumlu olacağım söylendi. Ama kısa süre sonra ekip arkadaşım işi bıraktı. Ve bir anda 2 ülke, 8 ülke oldu.
8 ülke. Farklı zaman dilimleri, farklı kültürler, farklı beklentiler, farklı sistemler. Gece saat 12'de Peru veya Şili ile yaptığım toplantılar oldu.
Yöneticim Yann Duclot bu süreçte benim için çok önemli oldu. Onun "work hard, play hard" felsefesiyle birlikte inanılmaz bir tempo yakaladık. Çok büyük bir Power Platform projesini 16 ülkede, sadece 1 haftalık development süresiyle canlıya aldık.
Kariyerimdeki en güzel dönem. Açık ara birinci. O dönemde hem profesyonel olarak hem insani olarak çok büyüdüm.
Bir Danışmandan Daha Fazlası: Laurence Collins ve Sınırları Zorlayan Bir Vizyon
Sonra Londra'da Digiworkz ile yollarımız kesişti. Ve kariyerimde tanıştığım en iyi danışmanla tanıştım: Laurence Collins.
Laurence'ın aklının nasıl çalıştığını hâlâ tam olarak çözemedim. Bir konuyu alır, döndürür, bambaşka bir açıdan size sunar ve siz "evet, kesinlikle öyle" dersiniz. Hikâye anlatmayı ondan öğrendim. Teknik bir çözümü bir insana nasıl anlatırsınız? Bir veriyi nasıl duyguya çevirirsiniz? Bir sunumu nasıl bir yolculuğa dönüştürürsünüz?
Hâlâ proje bazlı beraber çalışırız. Beraber çalışmayı en çok sevdiğim kişilerden biri, çünkü her projede yeni bir şey öğrenirim. Vizyonu çok geniştir. Onunla çalışmak, sürekli büyümektir.
Parlon'un doğuşu
Paris'te 8 ülkede sorumlu Transformasyon Lideri Nur. Londra'da Dijital Çözüm Geliştiricisi Nur.
27 yaşımda ilk şirketim Nur Masoud'u kurdum. 28 yaşımda Parlon'u kurdum.
Kendi şirketinizi kurmak, özgürlük değil. Sorumluluk. Her şeyi siz kararlaştırıyorsunuz ama her şeyin sonucuna da siz katlanıyorsunuz. Ama bu sorumluluğu seviyorum. Çünkü artık yolu kendim çiziyorum.
Tıpkı Koç Üniversitesi'nde Sosyoloji'den danışmanlığa giden yolu kendim çizdiğim gibi.
Bugün
32 yaşındayım.
17 farklı ülkede 150'nin üzerinde proje tamamladım. 10 kişilik harika bir ekibim var. İstanbul'da ve Londra'da faaliyet gösteren bir şirketim var.
Geriye dönüp baktığımda görüyorum ki hiçbir şey düz bir çizgide ilerlemedi.
Sosyoloji'den Ekonomi'ye geçiş yıllar aldı. Garsonluktan danışmanlığa geçiş yıllar aldı. 400 Euro'yla yurt dışına çıkış cesaret aldı. Hiçbir bankanın hesap açmaması sabır aldı. 8 ülkenin sorumluluğunu üstlenmek omuz aldı. Kendi şirketimi kurmak inanç aldı.
Ama her adımda, her kavşakta, doğru zamanda doğru insanlar vardı.
Pınar Hanım kapıyı araladı. Banu Hanım bana aynayı tuttu. Sibel Hanım bir minibüste "sen yaparsın" dedi. Didem Hanım yurt meselesini çözdü. Daniel bana güvenip büyük projelere soktu. Yann ile 16 ülkenin uygulamasını 1 haftada canlıya aldık. Laurence bana hikâye anlatmayı öğretti.
Her birinin katkısı bu hikâyenin bir parçası. Hiçbirini unutmuyorum.
Ve en önemlisi: Hiçbir yerde pes etmedim.
Her "hayır" duyduğumda bir sonraki kapıyı çaldım. Her duvar gördüğümde üstünden tırmandım veya yanından dolaştım. Bazen hızlı oldum, bazen yavaş. Ama hiç durmadım.
Bugün Parlon ile dijital dönüşüme yön verirken, aslında sadece yazılım kurmuyoruz; o "yapılamaz" denilen süreçlerin içindeki tıkanıklıkları, tıpkı kendi yolumdaki engelleri açtığım gibi açıyoruz.
Geriye dönüp baktığımda anlıyorum ki; ne CV’mdeki o ilk "Sosyoloji" ibaresi bir engelmiş, ne de cebimdeki 400 Euro bir eksiklik. Hepsi, bugün karmaşık problemleri saniyeler içinde çözen o reflekslerimi inşa eden birer antrenmanmış.
Benim yolum hala devam ediyor. Şimdi hedefimiz, Parlon ile daha fazla coğrafyada, daha fazla insana "başka bir yolu var" dedirtmek.
Eğer siz de şu an bir duvarın önündeyseniz ve herkes size "geriye dön" diyorsa, bir kez daha bakın. Belki de o duvar, üzerine basıp daha uzağı görmeniz için oradadır.
Vazgeçmeyin. Çünkü hikâye, tam da "bitti" dediğiniz yerden yeniden başlıyor.




Yorumlar